" Herkesi denizden anlar sanma!... Asıl deniz ehli, hürmet sahibidir. Deniz ilmini iyi bilir öylesi, mevsimleri de. Ayın gökte yürüyüşünü de bilir, kalplerin kapısını açmayı da. Başladığı her işi bitirir. İyilik yapar, adı iyi anılır her yerde. Hırstan uzak olur. Sen de bundan örnek al, kendini bil. Böylece her savaşı kazanırsın. Azim gerek denizciye.

Gitmeyen gidenden öğrenmeli denizleri. Denizlerin İskender'i, Pirimiz Kemal Reis, bütün bu denizleri dolaşmıştı vaktiyle. İnsan sarrafı olmuştu zamanla. Onun için her işi tamama erdirirdi. Denizde bunca rahat olması, rahatlıkla gezmesi, bir bilene rastladığı zaman fikir danışmasındandı. İnsanların, bakmazdı parasına puluna. Ruhuna, asıl cevherine inerdi onların. Çünkü bir kişide cevher var ise, rast gider onun işi. Lafla denizci geçinir kimi; böylelerin gemisi batacak yer arar. Rotasını başkasına çizdirir, gidip uluorta bir limana yanaşır. Utanır bir bilene sormaya, bu yüzden de hep cahil kalır. Cahilde utanç ne gerek; kişi böyle geri kalır işte. Ama kendine sorarsan,''Dünya da benim'',der,''ahiret de''.İnsan kendisi için ne düşünürse, başkası için de aynısını düşünür.

Neyse, biz gelelim yine sözümüzün özüne. Bir limana girdiğin zaman, ilk iş, rotanı pusulaya al. Hangi taş nerededir, bunları da bilmen gerek. Vardığın yere, unutursun sonra, bir nişan koy hemen. "
 
  Proje  
     
 

Onca deryalarda yelken açmış, adaları, kıtaları keşfetmiş deniz imparatorluğu Büyük Britanya’nın denizcileri, Akdeniz’e‘’Denizlerin denizi…’’ derler. Hiç kuşkusuz bu benzetme yalnızca bu iç denizin zorluğundan değil, ama kocaman bir tarihi geçmişindendir de…

Prof. Mübeccel Kıray, Akdeniz’i tanımlarken ‘’Kendine özgü bir fetih ve ticaret tarihi üzerinde şekillenmiş, özel bir etkileşim alanıdır’’ diyor. Herhalde hiçbir anlatım Akdeniz’in o ortak dili ‘’Lingua Franca’yı’’ bu denli ete ve kemiğe bürüyemezdi…

Nihayet Prof. Mehmet Ali Kılıçbay Akdeniz ve bulunduğu bölgeden söz ederken şunları söylüyor:

‘’Tarihin ilk yerleşik örgütlenmelerine ev sahipliği yapma ve uygarlığın beşiği olma konusundaki Sarı Nehir ve Ganj-İndüs havzalarıyla birlikte anılan Mezopotamya-Nil bölgesi hem Akdeniz’e komşu, hem de Akdeniz’in içinde yer alan geniş bir karasal alandır.
‘’Bizim ne hikmetse Akdeniz gibi pek düş gücü içermeyen bir şekilde adlandırdığımız bu denizin(*), batı dillerindeki adı, karalar arasında ‘’aracı’’ anlamına gelmektedir. Medi kökü, tıpkı medya’nın da olduğu gibi bir aracılık belirlemektedir. En başından beri Akdeniz’i asıl belirleyecek, bu aracılık rolü olacaktır. Bu deniz; fikirleri, dinleri ve malları taşımaktaydı..’’
Gerçekten de ‘’Batı’’ da uygarlık adına ne varsa  çoğunun kaynağı Mezopotamya Nil havzasıdır ve bunların tümü ‘’Batı’’ ya Akdeniz aracılığı ile taşınmışlardır. Bugün önemi görece azalmış gibi görünen Akdeniz, belki yüzölçümü olarak okyanuslar ölçeğinde bir deniz değildir ama geçmişine ilişkin herhangi bir şeyi merak eden herhangi bir Amerikalı’nın bile araştırmaya başlayacağı ilk yerdir…

(*) Prof. Kılıçbay’ın buradaki yorumu  kanımızca eksik bilgiye dayanmaktadır. Türklerde yönlerin rengi vardı. Kuzey siyah, güney kırmızı, batı beyazdı.Bunun için denizler Türklerin bulunduğu bölgeye göre Karadeniz, Kızıldeniz ve Bahr-i Sefid(Akdeniz) olarak adlandırılmıştı.

‘’BİR ŞEYİ ANLAMANIN EN İYİ YOLU O ŞEYİN İÇİNDE OLMAKTIR’’
                                                                                 BERGSON
                                                                                 Fransız filozof

Akdeniz ve çevresini anlamanın ve anlatmanın en iyi yolu da ünlü filozof Bergson’un yaklaşımıdır .
‘’O’’ nun içinde olmak ve ‘’yolculuğu içinde yaparak’’ anlatmaktır. Yapılacak olan tarihsel ve coğrafi süreçlerden çarpıcı olanlarının; ’’yerinden’’, yani ‘’denizden’’ günümüze olan ipuçları ile gözönüne sermek ve her düzeyden okuyucuya/izleyiciye Akdeniz konusunda bütüncül bir bakış açısı sunmak olacaktır.

Akdeniz üzerine yazılmış en önemli başyapıt, yazarı Braudel tarafından bile ancak iki kalın ciltte özetlenebilmiştir. Ele alınacak zaman dilimi, okuyucunun kolayca kendisi ile özdeşleştirmesine olanak sağlayacak olan 15 ve 16 yüzyıllar olacaktır. Bu yüzyıllar, ileride de anlatılacağı üzere bir yanıyla Osmanlı İmparatorluğu'nun denizlerdeki en şanlı dönemidir; öte yandan ise, dünyada bugün geçerli tüm dengelerin belirmeye başladığı bir zaman dilimidir. Bir diğer deyişle Batı’nın Osmanlı imparatorluğu karşısında kesin üstünlüğü ele geçirdiği dönemdir.

Son dönemlerde yayınlanan iki eser bu konulara ilginç katkılarda bulunmaktadır. Dünyaca ünlü akademisyenler Prof. Faruk Tabak’ın ‘’Solan Akdeniz’’ i ile, yine Prof Andre Gunder Frank’ın ‘’Yeniden Doğu’’ isimli anıtsal eserleri, Akdeniz’e bütüncül bakış yaklaşımına ilişkin önemli ipuçları içermektedir.

Biz bu ip uçlarının günümüze değen uçlarıyla, Osmanlı İmparatorluğu’nun bu ihtişamlı döneminde ortaya çıkan önemli süreçlerin yerinden dış sesi olacağız.

Projenin genel amacı ‘’leisure’’ ve sportif amaçlı sivil denizciliğimizin, Türkiye kıyılarını aşarak Akdeniz ve diğer denizlerde daha çok bayrak göstermesini sağlamaya yönelik özendirme; ve kendi tarihi ile bağlantı kurarak bu seyahatleri anlamlı kılmaya yönelik bir seyahat girişiminin yazıyla aktarılmasıdır.

Tarih denizinde yapılacak yolculuğun en temel noktası,14-15 ve 16 ıncı yüzyılların dünyada etkisi genel anlamıyla hala süren yeni bir dengeyi ortaya çıkarmış olmasıdır.

Başlangıçta, daha ileri bir uygarlık olarak ortaya çıkan Osmanlı imparatorluğu, tarihte eşine az rastlanır koşulların bir araya gelişi ile batı karşısında üstünlüğünü yitirmiştir.

Bunlar kısaca:

Amerika kıtasının keşfi

Amerikan altın ve gümüşünün Avrupaya taşınarak rönesansın altyapısını oluşturması ve bunun sağladığı teknik gelişmeler

Avrupa kıtasında hüküm sürmeye başlayan küçük buzul çağının yarattığı önemli gıda kıtlıkları ve bunun sonuçları

Luther in öncülük ettiği Protestanlığın ortaya çıkışı ve bu kavramın bir süre sonra doğacak kapitalizmin fikri altyapısını oluşturması

Gerek Protestanların ve gerekse Katoliklerin biribirlerini tanımlarken bu tanımlamaları ‘’Türkleri’’ ötekileştirerek yapmaları

Nihayet Osmanlı ekonomik sisteminin yapısal sorunlarıdır.

Böylece özel olarak Osmanlı imparatorluğu, genel olarak da Doğu, batı karşısında üstünlüğünü yitirmiştir.
Ne var ki, yaşadığımız yıllarda ortaya çıkan yeni bir yaklaşım vardır ve zaman içinde bunun hiç de göz ardı edilmeyecek bir yaklaşım olduğu anlaşılmaktadır.

Sözü edilen, Prof.Andre Gunder Frank’ın ‘’Yeniden Doğu’’ isimli kitabında açıklanan tezdir.

Frank burada, Batı’nın Doğu karşısındaki tarihsel zaferinin geçici bir durum olduğunu ve 1400 ile 1800 yılları arasında Batı karşısında üstün durumda bulunan Doğu’nun 19. Ve 20. Yüzyıllarda niye gücünü Batı’ya bıraktığını araştırır ve çok önemli sonuçlara varır. Çin ve Hindistan’ın 19. Yüzyılın başına dek sahip oldukları güçlü dinamiklerin altını çizer. Osmanlı, Hint ve Çin imparatorluklarının gerileme sürecinin hızlanmasının 18. Yüzyılın son yarısında, neredeyse eş zamanlı olarak, gerçekleşmeye başlaması Frank’a göre anlamlıdır. Frank’a göre, Osmanlının sahip olduğu ekonomik güç, Avrupa’da yeni sanayi merkezlerinin ortaya çıkışı ve Avrupa’nın ticari egemenliğinin artması ile azalmıştır.

İşte bütün bu altüst oluş genel paradigmamızı ve anlatımımızın dış çeperini oluşturacaktır.

Bu genel paradigmanın kapsamında, izlenen  rotada 14,15 ve 16 yy.larda geçen olaylar, bugüne uzanan izdüşümleri ile karşılaştırmalı olarak yerinden aktarılacaktır. Kurulacak bağlantılar ve ilişkilendirmelerle yalnızca  deniz ve deniz tarihini değil, günümüzü de anlamak kolaylaşacaktır. Örneğin bu çerçevede daha önce Venedik’te yaptığım araştırmalarda Rodos-Koron arasında yapılan dört seyahatin seyir jurnalleri bulunmuştur. Bu seyahatler sırası ile 1458,1480,1483 ve 1982 yıllarında yelkenle yapılmıştır. Bütün bu dönemlere ilişkin deniz ve dalga koşulları ile kürekle alınılması gereken yol da dahil detaylı olarak anlatılmaktadır. Bu jurnallere kendi jurnallerimiz karşılaştırılacaktır.

Yakın zamanlara kadar 14-15 ve 16 yüzyıllarda Akdeniz bölgesinde bir ‘’Küçük Buzul çağı’’ yaşandığı bilinmiyordu. Ya da bunu bilenler, bu ‘’küçük buzul çağının’’ tarih üzerindeki etkisini dile getirmemişlerdi. Akdeniz çukurunda 2-3 derece düşen ısının getirdiği iklimsel değişiklik ve bunun tarihe etkisi, dünyaca ünlü Türk Prof. Faruk Tabak tarafından ‘’Solan Akdeniz’’ adlı kitabıyla gözler önüne serilmiştir. Bu parametreler dahil edilerek bakıldığında, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş dönemine denk gelen bu dönemde Osmanlı gelişmesinin, olumsuz iklime karşı da sürdüğünü göstermektedir. Bu güçlüklerin denizdeki izdüşümleri  yerinde irdelenecektir.Dört yıldır süren bu araştırma da bu spesifik döneme ilişkin bugünü ilgilendiren pek çok örnek bulunmaktadır.

Genel paradigmanın ışığında incelenen dönem yalnız günümüze olan ipuçları ile değil, fakat seyahat sırasında karşılaşılacak her türlü denize ilişkin yeni bilgi, görgü hatta tesadüflerle de harmanlanacaktır. Bu yaklaşımın görsel olarak belgelendirilmesi de önemli önceliklerden olacaktır.

Dört yıl sürmesi düşünülen bu seyahatin ilk bölümü Mayıs 2011 başında başlayacak ve Ekim ayı sonlarında Güney İtalya’da sona erecektir. İzleyen yıl Güney ve Batı İtalya, Sicilya, Korsika ve Sardunya ile Güney Fransa’nın İtalya’ya yakın bölümü araştırma konusu olacaktır. 2013 yılında Güney Fransa, İspanya’nın güneyi, Balear adalarına gidilecek ve seyahatin bu bölümü Ekim 2013'de Fas’ta bitecektir. İklim ve hava koşulları uygun olursa kışlanması planlanan yer Fas’ın ‘’Sale’’ kentidir. Aksi durumda Fas’ın Akdeniz kıyısında kışlanacaktır. Nihayet 2014 senesi Mayıs ayında başlayarak Cezayir, Tunus, Malta ziyaret edilecek ve proje 2014 Ekim'de Marmaris’te sonlanacaktır.


ETAP 1 -2011   (GERÇEKLEŞME)

Bu ilk etapta, teknenin Güney İtalya’da bir yerde bırakılması düşünülmüştü. Daha sonra bu plan değiştirilerek Venedik’ten Türkiye’ye dönülmesine karar verildi. Aşağıdaki parkur bu gerçekleşmeyi tarihlemektedir.

10 Mayıs Marmaris-Rodos
14 Mayıs Rodos-Nisiros
15 Mayıs Nisiros-Astipalaia
18 Mayıs Astipalaia-Thera (Santorini)
21-22 Mayıs Thera-Girit (Hanya)
29 Mayıs Girit-Kithyra
30 Mayıs Kithyra-Koron
31 Mayıs Koron-Methoni (Modon)
1 Haziran Methoni-Pilos (Navarin)
4 Haziran Pilos-Kathakolon
5 Haziran Kathakolon-Killini
6 Haziran Killini-Patras
9 Haziran Patras-Ithaka
12 Haziran Ithaka-Preveze
16 Haziran Preveze-Parga-Paxoi
17 Haziran Paxoi-Gouvia (Korfu)
20 Haziran Gouvia-Saranda (Arnavutluk)
23 Haziran Saranda-Orikum
25 Haziran Orikum-Durres
26 Haziran Durres-Bar (Karadağ)
29 Haziran Bar-Budva
1 Temmuz Budva-Tivat
2 Temmuz Tivat-Kotor
4 Temmuz Kotor-Cavtat (Hırvatistan)
6 Temmuz Cavtat-Dubrovnik
8 Temmuz Dubrovnik-Mljet
9 Temmuz Mljet-Luka Polace
11 Temmuz Luka Polace-Korcula
12 Temmuz Korcula-Brna
13 Temmuz Brna-Vela Luka
14 Temmuz Vela Luka-Vinogradisce
16 Temmuz Vinogradisce-Hvar
17 Temmuz Hvar-Bobovisce
18 Temmuz Bobovisce-Split
25 Temmuz Split-Primosten
26 Temmuz Primosten-Sibenik
27 Temmuz Sibenik-Skradin
28 Temmuz Skradin-Tribunj
29 Temmuz Tribunj-Hramina
30 Temmuz Hramina-Landin
1 Ağustos Landin-Zadar
2 Ağustos Zadar-Rt Jabucni
3 Ağustos Rt Jabucni-Losinj
4 Ağustos Losinj-Istra Adası Uvala Paltana
5 Ağustos Uvala Paltana-Uvala Lon
6 Ağustos Uvala Lon-Porec
8 Ağustos Porec-Venedik
19-21 Ağustos Venedik-Vieste
21-24 Ağustos Vieste-Patras
25-26 Ağustos Patras-Korinth
26-27 Ağustos Korinth-Ermioni
29-31 Ağustos Ermioni-Rodos-Marmaris

ETAP2-2012 (Planlama)

2012 yılı için planlamada seyir ikiye bölündü. Bunun temel nedeni
Shengen vizesi kuralı olarak 180 gün içinde Avrupa topluluğu ülkelerinde 90 günden fazla kalınamaması…
Öte yandan temmuz ve ağustos aylarındaki marina ve koylardaki ‘’yığılmalar’’ dikkate alındığında, seyirin ilk bölümünün mayıs 2012 ortasından haziran 2012 sonuna kadar sürmesinin; teknenin iki ay süresince temmuz ve ağustos aylarında Sardunya adasında karaya çekilerek Türkiye’ye geri dönülmesinin; Ağustos sonunda tekrar denize inerek ekim ortalarında Fransa’nın güneyinde kışlama için karaya çekilmesinin en uygun yol olduğuna karar verildi.
Aşağıdaki planlama bu çerçevede oluşturuldu. İlk aşamanın 10-15 Mayıs arası bir tarihte başlaması planlandı ve hazırlıklar ona göre yapılmaya başlandı.

2012 Seyir ilk aşama planlaması ( 2012 Mayıs ortası -2012 haziran sonu)

1-Yol-Knidos-Astipalaia
2-Yol-İos
3-Yol-Serifos
4-Yol-Glifada
5-Yol-Korinth
6-Yol-Patras
7-Yol-Patras
8-Yol-Kefalonya -Fiskardo
9-Yol –Geçiş
10-Gallipoli
11-Gallipoli
12-Gallipoli
13-Gallipoli
14-Gallipoli
15-Rocella İonica
16-Messina
17-Messina
18-Messina
19-Milazzo
20-Milazzo
21-Lipari
22-Lipari
23-Tropea
24-Tropea
25-Cetraro
26-Cetraro
27-Scario
28-Scario
29-Salerno
30-Amalfi
31-Capri
32-Torre del Greco
33-Torre del Greco
34-Torre del Greco
35-Ischia
36-Ponza
37-Ponza
38-Geçis
39-Maddelena
40-Maddelena
41-Porto Torres
42-Porto Torres Kara hazırlık-kara
43-Porto Torres Kapatma
44-Porto Torres Sardunya
45-Porto Torres Sardunya
46-Olbia-Roma-İstanbul-Dalaman

2012 Seyir ikinci aşama planlaması (Eylül 2012-15 Ekim 2012)

1-Dalaman/İstanbul/Olbia(Sardunya)
2-Hazırlık-Suya inme
3-Hazırlık
4-Hazırlık
4-Porto Torres-Bonifacio- Korsika
6-Bonifacio
7-Porto Vecchio
8-Port de Taverna
9-Bastia
10-Bastia
11-Bastia
12-Elbe
13-Elbe
14-Livorno
15-Pisa
15-La Spezia
17-La Spezia
18-Cinque terre
19-Cinque terre
20-Portofino
21-Cenova
22-Cenova
23-Cenova-Savona
24-Savona
25-Savona- Loano
26-Loano-San Remo-
27-San Remo-Fransa
28-Fransa
29- Fransa
30-Fransa
31-Fransa
32-Fransa
33-Fransa
34-Fransa
35-Fransa
36-Fransa
37-Fransa
38-Fransa
39-Fransa
40-Fransa
41-Fransa
42-Fransa
43-Fransa
44-Fransa
45-Marsilya/İstanbul

Fransa güney kıyılarına ilişkin planlama daha ileri bir tarihte yapılacaktır.

 
   
           
                     
     
 
 
designed & developed by webmaris