09.06.2011
Merhaba,
Eşten, dosttan gelen ‘’tazyik’’in haddi hesabı yok!... ‘’Niye yazmıyorsunuz?, ya da ‘’Seyir defteri yazmakta vaz mı geçtiniz?’’
Elbette ki hayır, vazgeçer miyiz; o bizlerin sizinle bağlantısı…
Yalnızca biraz zamanla ilgili sorunlar oluyor; hepsi o!...
Anlatayım…
Pis mazot bizim seyahatin canına okumaya devam ediyor…! Renk vermiyoruz ama şu ana kadar değiştirdiğimiz filtre sayısı toplam mazot filtresi olarak dört,separatör filtre olarak üç!... Motor sesindeki ‘’raksı’’ kesemedik, üstüne üstlük akülerin tam dolu olmasını sağlamak için tekneye koyduğumuz ‘’alfa regülatör’’, her nedense uzun motor seyirlerinden sonra, başlıyor ‘’Şarj kestim’’ diye bağırmaya… İşin bir tür ‘’yalancı çobanlık’’ olduğunu fark etmek zaman aldı… Hasılı, kaçmaktan kovalaya zamanımız olamadı…
Bu arada ‘’Motorboat and Yachting’’ dergisine de yazı ve fotoğraf yetiştirmeye çalışıyoruz. ‘’Çamaşır’’,’’bulaşık’’ derken (!) yetişemedik; peşin bir özür, telafi etmeye çalışacağız…
Bu arada, bu satırları İthaka adasında limana bağlı tekneden yazıyorum. Bendeniz kaptan dışında, ekip dolaşmaya çıktı. Ben tekne hapsindeyim!... Şaka sanıyorsunuz değil mi?... Gerçekten şaka değil…
Yunanistan’n durumu gerçekten pek parlak değil. Hani,para buldular bulamadılar; Çin para önerdi, Maçin kredi verdi gibi dedikoduların dışında insanların hiçbir motivasyonu kalmamış!... Bunu pek çok yerde gördük. Her limanda biz ‘’transit log’’ umuzu ibraz ediyoruz geldik diye… Sonra çıkarken ‘’Filanca limana gidiyoruz’’ diye… Yanlış anlaşılmasın,bu limanların hepsi Yunanistan’da ama biz ibraz etmek zorundayız!. Bayrağımız Türk olduğundan, ya da Avrupa topluluğu olmadığından; durumumuz bu… Biz konuya dönelim; liman görevlileri her şeyden çok sıkılmışlar, maaşlar düşürülmüş, artık çalışmak bile istemiyorlar neredeyse… Neredeyse değil; öyle, çalışmıyorlar da zaten…! Korent körfezinin, Patras körfezine açıldığı ve üzerine Patras köprüsünün inşa edildiği boğaz;gerçek bir hortum ağzı gibi, birkaç gündür basınçlı havayı doğudan batıya püskürtüyor ve dar alanda bile üç metre deniz kaldırıyor!. Biz de bir gün Patras da fazla bekleyip batıya doğru çıkmaya karar verdik hava düşünce.
Gittik ‘’port police’’ ve… Kapı duvar!.. Hatta daha kötüsü;kapı açık ardına kadar,bütün evrak her şey ortada,adamlar yok!... Bir iki deneme daha, nafile!... Gelen giden hakgetire.. Yoo geldi aslında; Bir Norveçli kaptan geldi kağıtlarını yaptırmak için o da, tabii yüzgeri döndü… ‘’Strange system’’ diye söyleniyordu dönerken,’’Tuhaf bir sistem’’!!... Böylece port police ‘i bulamayınca marinanın ilave bir gününü ödedim… Aklma da geldi valla, ‘’Şimdi ‘’dedim,’’Bunu unutursak bunlar bizim arkamızdan tezkere çıkarırlar…!’’Neyse ödedik ve kurtulduk…
Sanın siz!...
Ödedik ödemesine ama port police gelmeyince sabah saat 06 da bastık çıktık… İthaka adasına gidiyoruz… Yunanlı motor tamircisi gelirim deyip gelmeyince, biz de ufak tamiratı, bir gün önce komşu almanla beraber yaptık. Allahtan adamın bir tarım makinaları fabrikası varmış. Elbirliği ile motoru olabildiğince düzün hale getirdik. Ama yine de ufak bir tedirginliğimiz yok değil.. Çünkü deniz ’’yufka su’’…(Eski Türkler böyle diyorlarmış…). Motorsuz kalırsak saatlerce, ya da günlerce sallan dur artık…
Uzatmayalım, İthaka adası Vahti limanının port police’ine Ümit ile İclal götürdü evrakları; ben uykusuzum, biraz kestireyim dedim… Neyse biraz sonra bir üniformalı polis gelip benim liman başkanlığına gelmemi istedi.
Gittim…
Liman başkanlığındaki görevli önüme bir kağıt koydu ve bunun Patras liman başkanlığından bütün Yunan Sahil Güvenliğine gönderilen bir fax olduğunu ve Patras dan port police e gitmeden ayrıldığımız için arandığımızı, ne yapılması gerektiğini ‘’Atina’’ ya soracağını oradan gelecek cevaba göre işlem yapılacağını bunun için teknede beklemem gerektiğini söyledi!!!…
Yani kibarca tekneden ayrılma dedi!...
Napalım, başa gelen çekilir, ben de ekibe ‘’siz dolaşın, ben bekliyeyim’’ dedim. Onlar gitti, gerçekten de biraz sonra yine bir polis gelip pek de kibar olmayan bir üslupla ‘’Derhal merkeze gelmen gerekiyor’’ buyurdu…
Çaresiz gittik. Yetkili olduğu anlaşılan bir polis önüme bir Yunanca kağıt koydu. Resmi bir tebligat olduğu anlaşılıyor, ya da neyse; öyle tercüme etti. Ama başta adım, soyadım, rahmetli Pederin adı felan olduğundan resmi havası var. Bunun ‘’istinabe’’(uzaktan) ile alınan bir ifadeye davet yazısı olduğunu söyledi; bir de elime matbu bir kağıt tutuşturdu ve savunmamı İngilizce olarak yazmamı istedi… Nasıl olur da habersiz çıkarmışız Patras’tan!...
Neyse dilimizin döndüğünce yazdık verdik. Bir fotokopisini istedim, ‘’tomorrow sir’’ cevabı aldık!... Var mı öyle şıpı işi fotokopi almak!!...
Yunanistan sularında seyir yapan yatçılarının kendi aralarında haberleştikleri web sitelerinde hoş bir latife var… GMT ye ‘’Greek maybe time’’ diyorlar Yunanistan’da… Onun için, artık yarın mı olur öbür gün mü bilemem! Bu arada yetkili yüzüme bakarak ; ‘’Korkacak bişi yok’’ dedi,’’ çok çok bir para cezası olur; o da 600(rakamla altıyüz) Euro’yu geçmez …!
Ohh beee!... Nasıl rahatladım, ben asacaklar mı diye düşünürken ufak(!) bir para cezası ile sıyıracağız galiba…
Ekip takılıyor:
‘’ Her halde besleyecek halleri yok ya!...’’
‘’Atacaklar içeriye…’’
‘’Eee tabi , ‘’çok ara verdin…!...’’
Özetle, ben bu yazıyı yazarken, bir yandan da hakkımda verilecek hükmü bekliyorum…Yarın sabah İnşallah!...
Mürettebat bana küçük bir çanta hazırladı… Türkiye’den bir istediğin var mı diye sual edecek olursanız; şimdiden aklınızda olsun bir takım çizgili pijama, ayakyolu için bir çift nalın, biraz da ‘’Maltepe’’ sigarası rica edeceğim. Sigara içmiyoruz ama rituel oblige!... Duruma göre mürettebat size haber salar artık…
Kimdi o ‘’niye seyir defteri yazmıyorsun’’ diyenler?...