14.06.2011, 17:30          
 

MORA II

 

Kithira ya da Çuka adası Kapsali limanından 30 Mayıs Pazartesi sabahı 06.30 da avara ettik. Hava raporları çok sakin veriyor, bu da motorlayacağız demek. Verdik yolu, çıktık yola. Esse daha da sorunlu olacak; biz 295 dereceye doğru yükselmeye çalışıyoruz rüzgarsa 02 knot 288 dereceden den esiyor. Çok tramola gerektirecekti. 16.30 da ‘’Ferro fundo !’’ koyduk demiri kalenin altındaki küçük mendireğin içine.. Ana karaya atlamakta sorun olur diye düşünüyorduk yerin bu kadar şöhretinden ama, Akdeniz bu; uyuyacağı tuttu. O kadar ki, çok düzenli tuttuğumuz jurnaldeki tek ciddi not 12.00 civarında karşıdan bir mil akan akıntı…

Ama Osmanlı donanmasının Mora ve İyon denizine hareketi sonrası o denli kolay olmamıştı o 4 temmuz 1499 sonrası…14 temmuzda donanma bugün adı Evvia adası olan Eğriboz adası önüne su almak için demirledi. Su burada iki limanda su boldu ama demirlenecek yerler pek tekin değildi. Piri Reis, amcası Kemal Reis ile bu seferde bulunmuştur ve bu demirleme yeri için Kitab-ı Bahriye de şöyle yazar :

’’Mezkur hisar,cezirei mezburenin şoluk(güneydoğu) tarafında kıbleye karşı, iki mil miktar deniz kenarından yukarı bir yerli kayanın başında vaki olmuştur ama ol kadar sağnaklı bol rüzgarlı yerdir ki şerholunmaz..’’

Nitekim gemiler henüz su almaya fırsat bulamadan ansız fırtınalardan biri patladı ve gecenin koyu karanlığında fırkalar ve filolar birbirine girdi. Bir kayık ve bir at gemisi battı. Kaybolan gemileri ise aramak için ‘’Katalan Kasım’’ gönderildi.. Kasım, lakabından da anlaşılacağı üzere ihtida etmiş (din değiştirmiş) bir Katalan korsandı…

Bu din değiştirmiş korsanlar konusunu önümüzdeki günlerde uzun uzun anlatacağız..O nedenle bir giriş olması nedeniyle Katalan Kasım’ı öne çıkardık. Onun gibi, geldikleri yerlerle adı anılan pek çok levent vardı..Sardinyalı Ahmet  ve diğerleri gibi…

Seyrine devam eden donanma 23 temmuzda yine kuvvetli bir hava yedi. Yetmedi su almak için anakara sahiline demirleyen artçı filo, aniden patlayan bir kasırgayla karşılaştı.O sırada çıkmış bir orman yangını ‘’alev makinası’’ fikrini insanlara ilk veren olay olmalıdır!. Kasırga ile birleşince alevi demirdeki donanmaya doğru püskürtmeye başladı.. Yangın olmadı ama eğer olsaydı binlerce ton cephanenin tamamı havaya uçacaktı.

 

Donanma 1 Ağustos’ta bugün bizim demirlediğimiz koya, Koron önüne demirledi.

 

Koron kalesi deniz kenarındaki bir tepeye kurulmuş ve etekleri denize kadar inen kuvvetli bir Venedik kalesi. Biz elimizdeki rehber kitaplara bakarak ziyaret saatlerimizi ayarlamamızı karşın, GMT(Greek may be time) uygulaması buna izin vermedi. Kapalı kaleye ancak dıştan göz atmak fırsatı bulduk. Ama kale öyle ufak kuvvetle falan alınabilecek bir kale hiç değil !. Oysa Osmanlı donanması koya demirledikten sonra pek çok sivil asker emir almadan karaya dökülmüşler, ve kaleden çıkan bir Venedik birliği tarafından bire kırılmak üzereyken durumu gören Hasan Reis’in kalitesi kıyıya iyice girip düşmana ateş açmış ve tekrar kaleye kaçmalarını sağlamıştı..!

Alınan esirlerden Venedik donanmasının Modon’ da yattığı öğrenildi..

Kalenin alınması ilk öncelik değildi ve uğraşılmadı bile. Kaptan Yakup Bey’in gökesindeki savaş meclisinde derhal Modon’a hareket edilmesi ve Venediklilerin ortadan kaldırılması kararı çıktı….

Venedik donanması İnebahtı önünde bekleyen kara ordusuna yardıma giden Osmanlı donanmasının önünü keserek hem bu yardımı önlemeye hazırlanıyordu kuşkusuz. Ama onun kadar önemli bir amaç, bu suların efendisinin kim olduğunu Osmanlı’ya göstermekti! …

 

Koron tahminlerin aksine bir ‘’göz ‘’ olmak için bir hayli içeride sayılır ve körfezin içinde doğuya doğru bakar. Burunda bulunan ve bir köfteyi andıran ‘’Venedik adası’’ (Nisos Venetiko) ya sekiz deniz mili uzaklıkta. Kentin kale dışında hiçbir özelliğini göremedik. Kuzeye doğru uzayan mendirek özellikle güneydoğu rüzgarına karşı iyi bir barınma sağlıyor. Ama kuzeydoğudan çok basarsa, kalenin altında güney-güney batı tarafında bir dibi kum alan var orada da kalınabiliyor.

Bu bölgeleri teknesiyle ziyaret edecek dostlara bu bölgede fazla oyalanmalarını önermem. Hayır; hava ile ilgili değil…

Yunan hava kuvvetlerinin  körfezin dibindeki Kalamata kentinde anlaşılan eğitim alanları var. Zaten rehber kitaplarda da Koron- Modon arası Skhiza adasının, Yunan hava kuvvetlerinin gerçek mermilerle atış yaptığı bir alan olduğu yazılı. Biz gerçek mermili tatbikata denk gelmedik ama gerek Koron’da gerek Modon da pervaneli uçak eğitimi sabah 07.00 de başlıyor. Akşam 20.00 de filan bitiyor!.. Size sürekli, bir Formula 1 pistinin üzerindeymiş hissini veren yeknesak bir gürültü sunuyorlar.. Alçalıp yükselen ve ardı ardına gelen bir gürültü…

 

Yarın şu Modon’a kafamıza bir füze yemeden gidelim de….